OYSS (ORTAK YAZILI SINAV SİSTEMİ)'Nİ REDDEDİYORUZ!

   
MEB geçen hafta 16 Ekim 2026 günü yeni OYSS yani Ortak Yazılı Sınav Sistemine geçtiğini duyurdu.2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı 14 Eylül 2026 günü başladı.MEB bu sene ders kitaplarını öğrencilere eksik ve geç dağıttı.Öğretmen görevlendirmeleri ile ücretli öğretmen görevlendirmelerini zamanında yapamadı!Hizmetli görevlendirmeleri gecikti!Hala birçok okul hizmetliden yoksun!Bu sorunların yanında birde her hafta okullarda  silahlı ve bıçaklı saldırılar,ölümcül vakalar gerçekleşti.MEB 7 Bakanlık ile güvenlik önlemleri üzerine protokol yapsada bu vakalar adeta"Ben geliyorum!"diyerek açıkça güvenlik protokolünü hiçe saydı.Bu sorunlar buzdağına dönüşmüş iken, geçen hafta web sitesinde OYSS sistemine geçildiği duyurusu yapıldı.Teknoloji elbet yerinde kullanıldığı zaman bir nimettir ve zamandanda tasarruf edilir.Birçok işi kolaylaştırır.Fakat MEB'in sene başında bunları önceden planlayıp duyurması gerekirdi.Sene başı zümre öğretmenler kurulu yapılmış,ardından ilçe zümre öğretmenler kurulu,sonrada il zümre öğretmenler kurulu yapıldı.Bu zümre kurullarında derslerde uygulanacak sınav soru senaryoları,yıllık proje konuları,senaryoların nasıl oluşturulacağı v.b konuşulur,karar alınır.Şimdi pat diye MEB OYSS sistemine geçtik diyor.Burada zümrelerden sorular seçileceği, bir sınav soru havuzu oluşturulduğu ,kolay,orta ve zor soruları öğretmenlerin havuzdan çekeceği,öğretmenlerin sadece kendilerinin (zümrelerle kararlaştırdığı)2 soru katabilecekleri ,soruların sınav öncesi seçilip sisteme yüklenmesi gerektiği, sınavdan önce ise bu soruların puanlama sistemlerinin de belirleneceğini belirtiyor.Asıl sorun ise öğretmenin asli görevlerinden olan soru sorma yani ölçme değerlendirme yetkisinin alınmış olması.Diğer sorun ise yazılıları öğretmenler okuduktan sonra yazılı sonuçlarını sisteme girip ardından her sorunun değerini, puanlamasını tek tek veri olarak girecek.Yani bu dijital veri yükü öğretmenlere büyük ,ağır bir yük getiriyor.Bu angaryayı şöyle örneklersek;Bir öğretmenin okulda girdiği 30 saatlik dersi olduğunu düşünelim.Diyelim ki 2 saatlik DKAB öğretmeni büyük bir okulda 15 sınıfa giriyorsa 15x2=30 saat.30 öğrenci varsayalım.30 X 15=450 öğrenci yapar.10 soruluk sınav yapmış ise her 10 sorunun puanı veri olarak gidileceği için 10x450=4.500 veri girişine tekamül eder.Bu bir dönemde 2 yazılı olunca 9 bin veri 2.dönemle birlikte 18 bin veri demek.Ayrıca yine başka raporlamalar,veli bildirimlerini de katarsak yük iyice katlanıyor.Yani öğretmen bu sistemle asli görevinden uzaklaştırılacak gibi görünüyor.Bu anlayışla öğretmen dijital veri hazırlama memuruna dönüşüyor.Diğer yanda ülkenin ileri,geri,kalkınmış veya kalkınmamış bölgeleri düşünüldüğünde ,yine öğrenci bireysel farklılıkları düşünüldüğünde, özel okullar ,proje okullar v.b düşünüldüğünde, aynı bölgede bile okul farklılıkları bulunmaktadır.En büyük sorun öğretmenin elinden ölçme değerlendirme yani soru hakkının alınması ve dijital angarya işi yükletilmesidir.Bunu birtakım güya öğretmen,eğitim üzerine kurulmuş siteler ile bazı sendikalar devrim olarak nitelendirmeye başladı.Yapay zekanın olduğu bu çağda sistem bu sorularıda okuyup, değerlendirip veri olarak girmesi olsaydı işte o zaman devrim diyebilirdik.Şuan açıklanan sistemin hiçbir yararı olmadığı gibi eğitimi dahada nitelisizleştirkekte,siyasi propoganda aracı olarak veliler üzerinde kullanılacağını söylemek yanlış olmaz.MEB onca sorunu çözeceği yerde yine pat diye büyük bir sorun daha yaratmaktadır.Sendika olarak oluşacak mağduriyetlere karşı hem kamuoyunda hemde yasal olarak mücadele edeceğini, gerekirse bu konuya karşı dava açacağımızı duyururuz.

Eklenme Tarihi: 19-10-2026